Adı Konulmamış Yalnızlık
Kocaman elleriyle sardı beni...Kocamandı ,kemikliydi.Sıktı sıkı sıkı..Fısıldıyordu değdikçe kemanın çaldığı hüzünlü ses mutluluğun boş kalmış yerine.Üstümü başımı parçalayan bir çığlık ulaştı kulaklarıma.Hüzünlerini bile yoruyordu çığlığı hudutların ötesine geçerken.Deldi geçti ellerimden ellerini.İçimde hapsetti kendini.Kimdi neyin nesiydi?Bir insan yada bir hayvan değildi.Tek bir parçaydı nefesti.Yüzü yok bedeni yok.Elleri var bir tek.Aklıma varırken yolu kendine yalnızlığım diyebildi.
Adını koymak istedi bize.Buz gibiydi nefesi.Tırnağıyla kazıdı , elleriyle ...Yüreğimde derin yaralar bıraktı ama bir adımız olamadı.Yalnızlık dedi yorulmuştu artık düşüncelerini sayıklatıyorken...Her şey adıyla ruh kazanırdı ya.Ruhu olsun dedi yalnızlığının.Yalnızlığımsın ,yalnızlıksın.
Uzaklaşan adımlarında,uzaklarda yaşayan bakışlarında,kalabalığa karışan sesinde hep sen benim yüreğime sığdın da bir ben seninkine sığamadım.Ben taştım bedeninden dağıldım parça parça yeryüzüne,rüzgarı aldı savurdu beni hava oldum.Sen soludukça dağıldım vücudunun her bir zerresine.Dağıldıkça unutuldum.Ne sana yetebildim ne bir başkasına.Hissedemedin ben parça parça oldukça bedenindeki ağırlığı.Üstünde ruhumu taşırken hafiflettin kendini.Oysa benim bütün ağırlığım yüreğimdi.Katlanılmaz bir boşluk sardı bedenimin içini.Öyle hafiftim ki tutunamadım elimin değip de dokunduğu yere.Tutunamadım ellerine.Gözlerinin mimlendiği yerde kalakaldı bedenim.Tutunamadım.Yokluktum nefestim ...Canıma kan veren.Bedenlerin bütün ağırlığını tek bir molekülde biriktiren..Kocaman bir ağırlıktı bedenim nefes alış verişlerinde tıklayan zamanın.Nedeni büyük ağırlıklarda kuşaklanan.Nedeni sendin canıma can katan.Ne seninle ne sensiz yaşatan.24 ekim 2007 Elif Günal
7 Şubat 2008 Perşembe
5 Şubat 2008 Salı
Tarih Vakfı Yeni Kitabıyla, Yeni Bir Üslup Amaçlıyor
"20. Yüzyıl Dünya ve Türkiye Tarihi Öğretmen Kitabı" içerdiği teknik bilgilerle öğretmenlere demokratik ve insan haklarıyla uyumlu bir üslup kazandırmayı hedefliyor.Tarih Vakfı Yayınlarından "20. Yüzyıl Dünya ve Türkiye Tarihi Öğretmen Kitabı" ve "20. Yüzyıl Dünya ve Türkiye Tarihi" isimleriyle biri yeni, iki kitap yayınladı.
Vakıf, kitaplarla öğretmenlere demokratik ve eleştirel bir üslup kazandırmak, insan haklarıyla uyumlu bir üslup kazandırmayı amaçlıyor.
Gökçen ve Faruk Alpkaya'nın yazdığı "20. Yüzyıl Dünya ve Türkiye Tarihi"nin öğretmen kitabıysa Dilara Kahyaoğlu, Hasan Tahsin Özkaya, Ayşe Alan ve Günay Üstüner'e ait.
Kitaplar İstanbul'da Alfa Dağıtım, Final Pazarlama, İmge Dağıtım, Kitabevi Mehmet Varış, Türdav'la Ankara'da Dost Dağıtım, Bilgin Kültür ve Siyasal Dağıtımdan temin edilebilir. "Dersler insan haklarına aykırı öğeler taşımasın"
Bunları dersine nasıl entegre edebileceğinin en iyisini, öğretmen bilir. Her öğretmenin kendine özgü bir üslubu var, önemli olan, o üslubun; demokratik ve farklı perspektiflerden yaklaşım, sorgulama, eleştirel düşünme, analitik düşünme, evrensel normlarla entegrasyon ve insan haklarına aykırı öğeler taşımaması ilkeleriyle uyumlu olması."
* 20. Yüzyıl Dünya ve Türkiye Tarihi, Gökçen Alpkaya, Faruk Alpkaya, Tarih Vakfı, 334 sayfa, 25 YTL* 20. Yüzyıl Dünya ve Türkiye Tarihi Öğretmen Kitabı, Dilara Kahyaoğlu, Hasan Tahsin Özkaya, Ayşe Alan, Günay Üstüner, Tarih Vakfı, Ekim 2007, 228 sayfa, 20 YTL.
Babamın kitabını oku
Aziz Nesin’in büyük oğlu Prof. Ali Nesin, türbanın serbest bırakılması için bir bildiriye imza atınca kardeşi Ahmet Nesin’den büyük tepki gördü.Ahmet Nesin, ağabeyine mektup yazarak, "Düşünce özgürlüğünün hedefi demokrasi gelmesi içindir, gericiliğin değil. Babamızın ’Korkudan Korkmak’ ya da ’Ah Biz Ödlek Aydınlar’ kitaplarını birkaç kez daha oku" dedi.TÜRK edebiyatının ve fikir dünyasının en önemli isimlerinden Aziz Nesin’in iki oğlu da türban nedeniyle fikir ayrılığına düştü. Aziz Nesin’in büyük oğlu ve Aziz Nesin Vakfı’nın başındaki isim Prof. Ali Nesin, hükümetin ve MHP’nin türbanın üniversitelerde serbest bırakılması girişimine destek veren bir bildiriye imza attı. Bildiride, "Üniversitelerin düşünce, ifade, din ve inanç ile eğitim ve öğretim gibi en temel insan hakları karşısında yasakçı değil, özgürlükçü bir tavır alması gereken kurumlar olduğunu düşünüyoruz" ifadesi yer alıyordu. Ahmet Nesin, bu bildiriye imza atmasının ardından ağabeyine hitaben bir mektup yazdı. Mektuba Milliyet Gazetesi yazarı Melih Aşık dün köşesinde yer verdi. Mektupta, Ahmet Nesin, görüşlerini şöyle aktarıyor: ÖZGÜRLÜĞÜN HEDEFİ"Kız öğrencilerin kılık kıyafetlerini yaşadığımız medeniyetin gerisine götürmek ülkenin modernleşmesi değil, daha da geri gitmesine neden olur. Medeni ülkelerde insanların nasıl giyindiği çok açık ortadadır. Düşünce özgürlüğü ileriye atılan adımlar için geçerlidir. Geçmişteki yanlışlıkları savunarak özgürlük isteyemezsin. Özgürlük, modernlik ve demokrasi üzerine kurulur ama demokrasi sandığın gibi o kadar herkesin her istediğini, her an yapabilmesi demek değildir. Düşünce özgürlüğünün hedefi demokrasi ve sosyalizmin gelmesi içindir, gericiliğin değil. BABAM HAKLIYMIŞ...Bana bütün imza atan arkadaşlarınla beraber bilim üretimi yapan bir İslami ülke ya da kişi gösterirseniz çok memnun olurum. Ama ben size eğer bir gün sormak aklınıza gelirse, onların bilimsel olan nelere karşı çıktıklarını gösteren bir çizelge sunabilirim. Fazla merak edeceğinizi sanmıyorum ya... Babamız Aziz Nesin’in en büyük eleştirmeni olarak ’Korkudan Korkmak’ ya da ’Ah Biz Ödlek Aydınlar’ kitaplarını birkaç kez daha oku. Babam haklıymış, onun en büyük eleştirmeniymişsin ama yüzüne söyleme cesareti gösterememişsin." Vakfa bağış kesildiKARDEŞİNİN görüşleri üzerine aradığımız Ali Nesin ise "Düşünce ve düşüncesini yayma özgürlüğü evrenseldir, istisnasız herkese uygulanır. Bu konuda başka bir şey söylemek istemiyorum" dedi. Ali Nesin hazırladığı basın bildirisinde ise görüşlerini şöyle aktardı: YER YERİNDEN OYNADI Üniversitede kılık kıyafet özgürlüğünü savunan bir metne imza attım diye yer yerinden oynadı. Aldığım hakaret mesajlarının haddi hesabı yok. Sanki ortada bir suç varmış gibi, varsa da çocuklarımızın bunda bir suçu varmış gibi Nesin Vakfı’na bağışlarını kesenler oldu. Aziz Nesin’i Sivas’ta yakanlarla ittifak kurduğumu, bu imzadan mutlaka bir çıkarımın olduğunu ileri sürenler bile oldu.
İmam-hatiplere katsayı avantajı
Cumhurbaşkanı Gül'ün YÖK Genel Kurulu'na dün dört yeni üye atamasının ortaya çıkardığı yeni dağılımla, 7 Şubat Perşembe günü toplanacak genel kurulda, katsayı engelinin kaldırılmasından yana olan üyelerin çoğunlukta olması bekleniyor. KILAVUZA YETİŞSİN TELAŞI Her yıl şubat ayında ÖSYM ve YÖK'ün işbirliğiyle hazırlanan ÖSS kılavuzu YÖK Genel Kurulu'na sunuluyor. Yine şubat ayında YÖK Genel Kurulu tarafından onaylanan kılavuz ÖSYM tarafından baskıya gönderiliyor. Kılavuzda katsayıya ilişkin düzenlemelere de yer veriliyor. YÖK Genel Kurulu'nun katsayı engeline ilişkin düzenlemesini 2008 ÖSS için hazırlanacak kılavuza yetiştirememesi halinde, daha sonra ek bir kılavuz hazırlanması da mümkün oluyor. ÖSYM'nin bu takdirde gazetelere yapılan düzenlemeye ilişkin duyuru yapması gerekiyor. Mevcut katsayı uygulamasına göre, Sosyal Bilimler, Fen ve Türkçe-Matematik. Bu alanlarda seçimlerini yaptıkları takdirde, yani lisede seçmiş oldukları alandan bu alanlara ilişkin tercihler yapıldığı zaman, bunların kendi alanlarında başarıları 0.8 katsayısı ile çarpılıyor. Alan değiştirmek isterlerse, bunların değerlendirilmesi 0.3 katsayısı ile oluyor.
Güneydoğu'da sıcak saatler
Operasyonları protesto etmek için Şırnak'a gidecek DTP'liler Diyarbakır'da toplanıyor.Demokratik Toplum Partisi "Operasyonlara karşı durmak ve Demokratik Çözüm için" 28 il'den 2 bin 500 kişiyle Şırnak'a haraket ediyor.
DTP'nin "Operasyonlara karşı durmak ve Demokratik çözüm için" 28 il'den otobüs ve özel araçlarla hareket eden DTP'liler Diyarbakır'da toplanmaya başladı. DTP İl Başkanı Necdet Atalay, Diyarbakır'dan 10 otobüs ve 20 minübüs ile yola çıkacaklarını belirterek, Diyarbakır Valiliğinden izin aldıklarını ve yürüyüş planlamalarının olmadığını belirterek sadece araçlarla Şırnak'a hareket edileceğini söyledi. Atalay, Tüm belediye Başkanları ile 15 DTP milletvekilinin katılacağı Şırnak'a yürüyüş nedeniyle DTP Eş Başkanı Emine Ayna'nın konuşmasından sonra hareket edeceklerini söyledi.CİZRE´DE GÜVENLİK EN ÜST SEVİYEDE
DTP'lilerin "Operasyonlara karşı Demokratik Çözüm Yürüyüşü" adıyla Cudi ve Gabar dağını birbirinden ayıran Kasrik Boğazı'nda yapacağı eylem öncesinde bölgede güvenlik önlemleri arttırıldı. Sabahın erken saatlerinde bölgeye Şırnak'tan Özel Harekat polisleri ile ambulanslar nakledildi. DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, eylemin olaysız geçmesi için görevlileri provakasyonlara karşı uyardı ve "Güvenlik konusunda her türlü çabayı göstereceğiz" dedi.TEM'DE SIKI TAKİP“Operasyonlara karşı demokratik çözüm istediklerini” öne sürerek Diyarbakır'a gitmek üzere İstanbul'dan hareket eden DTP'liler Sakarya'da kimlik kontrolünden geçirildi.DTP'lilerin, 7 otobüsten oluşan konvoyu, Sapanca ilçesinde durduruldu.Jandarma ekiplerinin mahkeme kararıyla bütün otobüslerde arama yapacaklarını bildirmesi üzerine, Sakarya'ya ulaşmadan önce Kocaeli'de de arandıklarını belirten DTP'li grup tepki gösterdi. Jandarma ekipleri daha sonra, mahkeme kararı doğrultusunda arama ve kimlik kontrolü yaptı.Arama sürerken bir grup, Kürtçe şarkılar söyleyip, halay çekti.DTP'li grubun yer aldığı otobüste bulunan İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel, gazetecilere yaptığı açıklamada, 7 otobüslük konvoyun saat 12'00'de barış ve demokrasi adına yola çıktığını, aramalar nedeniyle 11 saatte Sakarya'ya ulaştıklarını söyledi.Her şeye rağmen Diyarbakır'a gideceklerini belirten Tuncel, “Yolculuğumuz bir hafta da, üç gün de sürse Diyarbakır'a gideceğiz, orada taleplerimizi dile getireceğiz” diye konuştu.Aramanın ardından DTP'liler yollarına devam etti.
4 Şubat 2008 Pazartesi
Hitler’in kayıp filosu Karadeniz kıyılarımızda
İkinci Dünya Savaşı sırasında Adolf Hitler’in Rus gemilerine saldırmak üzere Tuna Nehri aracılığıyla Karadeniz’e indirdiği 6 denizaltıdan üçü bulundu.Sualtı arkeolojisi araştırmalarıyla tanınan Selçuk Kolay’ın liderliğindeki ekibin denizaltıların Karadeniz’in dibindeki yerlerini saptadığı bildirildi. Kolay, konuyla ilgili olarak bu hafta İngiltere’nin Plymouth limanında bir sunum gerçekleştirecek.İKİNCİ Dünya Savaşı yıllarında, Almanya’nın kuzeyindeki doklarda yapılıp Elbe ve Tuna nehirleri aracılığıyla Karadeniz’e indirilen 6 Alman U-botundan (denizaltı) üçünün Türkiye açıklarında batırıldıkları yerler tespit edildi. Sualtı araştırmacısı ve eski Rahmi Koç Müzesi yöneticisi Selçuk Kolay liderliğindeki ekip, "kayıp filo"nun yerini 60 yıl sonra tespit etti. Alman arşivlerinden, hayatta kalan denizcilerle yapılan röportajlardan ve deniz yatağında yürütülen sonar çalışmalarından faydalanan Selçuk Kolay ve ekibi, bulguları, İngiltere’nin Plymouth şehrinde bu hafta düzenlenecek bir gemi batığı konferansında sunacak.Köstence’de yeniden monte edilen ve Karadeniz’e açılan altı denizaltı, iki yıl boyunca onlarca Sovyet gemisi batırdı. Bu arada filonun üç denizaltısı da Ruslar tarafından batırıldı. Ancak Romanya, 1944 Ağustosu’nda taraf değiştirip Almanya’ya savaş ilan edince, üç U-bot Karadeniz’de tam olarak mahsur kaldı. Almanlar, bunların açık denizde batırılması emrini verdi.
Çocukların Gazetesi "Eksi 18"in İlk Sayısı Çıktı
Çocukların sinema, tiyatro, futbol, müzik ve barış algısı gibi konulardaki yazılarıyla hazırlanan gazetenin yayın ilkeleri şöyle sıralanıyor:
Olaylara tarafsız bakmak,
Çocuk hakları ihlali yapmamak ve ihlalleri gündeme getirmek,
Çocukların seslerini duyurmak,
Çocuk haklarını tanıtmak,
Çocukların yapabildiklerini gündeme getirmek,
Çocukların araç olarak kullanılmamasını vurgulamak,
Ayrımcılık yapmamak.
Gazete, 0 312 231 28 42 telefon numarasından istenebilir.
3 Şubat 2008 Pazar
"Madem Amaç Özgürlük, O Zaman Din Dersleri Kalksın"
Eğitim-Sen'den Şimşek: "AKP ve MHP'nin başörtüsü düzenlemesi 'demokratik açılım değil politik yönlendirme'. Zorunlu din dersleri 'temel hak ve özgürlükler'le çelişiyor. Kalkmalı.""Okullardaki zorunlu din dersleri temel hak ve özgürlüklerle çelişiyor. Sadece başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılmasıyla demokratişme ve özgürleşme sağlanamaz. Zorunlu din dersi kaldırılmalı ya da en azından seçmeli olmalı."
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen) Genel Sekreteri Emirali Şimşek, bianet'e yaptığı değerlendirmede Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ve Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) başörtüsünü serbest bırakma tasarısının "demokratik açılım değil politik yönlendirme" olduğunu vurguladı, "Özgürlük ve demokrasinin simgesi türban değil" dedi. "Zorunlu din dersi kaldırılsın"
Din dersinin muhakkak zorunlu olmaktan çıkarılması gerektiğinin altını çizen Şimşek, Türkiye'de laikliğin hiçbir zaman sisteme oturmadığını ifade etti:
"Laiklik bilimsel anlamıyla yorumlanmalı. Devlet ve dinin birbirinden ayrılması gerek ama Türkiye'de Diyanet İşleri Başkanlığı var, Diyanet'e devlet bütçe ayırıyor. Bu kurum bu dinden olmayanlardan da vergi alınarak finanse ediliyor. Yani Aleviler Sünni mezhebi yaygınlaşsın diye vergi ödüyor."
Sekiz Asker Serbest, Tutuksuz Yargılanacaklar
Dağlıca'daki çatışmada yer alan beş diğer askerin tanıklığının ardından, askeri savcı Yarbay Hakan İleri, Ramazan Yüce dışındaki sanıkların tahliyesini istedi. Mahkeme heyeti sekiz askeri birden oybirliğiyle tahliye etti. Askerlik süresini bitirmiş olanların terhis edilmesi, diğerlerinin Merkez Komutanlığı’na gönderilmeleri kararlaştırıldı. İddianamede, Uzman Çavuş Halis Çağan, “Memuriyet görevlerini yerine getirmemek, büyük zararlar doğuran emre itaatsizlikte ısrar ve zincirleme olarak basın ve yayın yolu ile bölücü terör örgütünün propagandasını yapmak”, diğer askerler Fuat Başoda, İlhami Demir, İrfan Beyaz, Özhan Şabanoğlu, Fatih Atakul ve Mehmet Şenkul, “Büyük zararlar doğuran emre itaatsizlikte ısrar”, er Ramazan Yüce ise “Suç ve suçluyu alenen övmek, büyük zararlar doğuran emre itaatsizlikte ısrar, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçuna yardım etmek, yurt dışına firar, zincirleme olarak basın ve yayın yoluyla bölücü terör örgütünün propagandasını yapmak, basın ve yayın yoluyla halkı askerlik hizmetinden soğutacak beyanlarda, telkinlerde bulunmak, propaganda yapmakla” suçlanıyor.
Ramazan Yüce için ömür boyu, diğer askerler içinse 3 ay ile 10 yıl arasında değişen hapis cezaları isteniyor.
Guantanamo Üssüne Mahkum Sevk Edilmeye Başlanmasının 6. Yılı Protesto Edildi
Bakoyanni'den Türkiye değerlendirmesi
Bakoyanni, "Atina'nın bu konudaki tezi açıktır. Yunanistan'da, İslam aile hukuku, yani müftünün aile ve mal varlığı konularında yargı yetkisi olduğu sürece, seçimle belirlenmesi mümkün değil" diye konuştu.
Bu değişiklik türbanı serbest bırakmaz
Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, AKP ve MHP tarafından hazırlanan Anayasa değişikliği önerisinin üniversitelerde türbanı serbest bırakamayacağını söyledi. Kanadoğlu, Çankaya seçiminin 367 engeline takılacağı uyarısını yaklaşık bir yıl önce yapmış AKP tarafından ciddiye alınmamıştı. Ancak sonuçta Kanadoğlu haklı çıktı ve AKP, MHP'nin yardımıyla 367 engelini aştı.Bir televizyon programında konuyla ilgili açıklamalarda bulunun Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Anayasa Mahkemesi’nin türbanla ilgili olarak, dinsel örtünmenin aynı zamanda eşitlik ilkesine de aykırı olduğu şeklinde bir karar verdiğini anımsattı. "CUMHURBAŞKANI TARAFSIZ DEĞİL"Kanadoğlu, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün türbanla ilgili düzenlemenin referanduma götürülebileceği açıklamalarını da Cumhurbaşkanının tarafsızlık ilkesiyle bağdaşmadığını ileri sürdü. Kanadoğlu, “Her şeyden önce laik cumhuriyeti korumak görevi için yemin etmiştir. Görevi Türk milletini birliğini temsil etmek yönüyle bu birliğin bozulmaması sağlamaktır. Siz ‘Cumhurbaşkanı olarak böyle bir konu önüme geldiğinde ben bunu referanduma götürürüm’ dediğiniz anda bu tarafsızlık ilkesini bir tarafa bırakmış olursunuz. Temel hak ve özgürlükler referanduma götürülmez. Götürülemeyecek bir şeyi ‘ben götürürüm’ dediğiniz anda gerçek hukuk bilinci ve etiği olan herkes buna karşı çıkar böyle bir şey olmaz” dedi.
Elif Günal
Tamamlayıp yazmam gerekirdi aslında cümlelerimi.Kelimeler cümlelerimi ve cümlelerde yazımı oluşturacaktı.Sonra yazılarım ise ahşap bir kutunu içinde arşivleyecekti kendini.Ama olmadı.Onca yaşantıdan sonra,arta kalan dağınıklıktan çekip çıkarabilmeliydim sözcüklerimi,cümleler için.Diyebilmeliyim ki bu böyle ve böyle geldi böyle gidecek belki de.yazımın sonuna da bir kaç süs kondurmalıydım .Başka bir allanmış söz ile dilimin düğümünü çözmeliydi kalemim.Peki çözülebilecek bir düğümüm var mı?Apaçık ortadaydı gerçekler.İçimde saklayıp sonrasında kağıtlara savuracağım bütün kelimelerimi gözlerim ele vermişti zaten.Susuyordum.Bir bakışla başlamıştı güzel düşlerimin gerçeği ve bir bakışla bitmişti düşleri unuturken.Gözleri gözlerime değdiğinde bitti.Kirleterek namusunu ayrılığın,son demeden yarım bıraktı bizi başka bir çift göz.Evet bir şey demeliydim.Belki bağırmalı haykırmalıydım o an,belki de ağlamalıydım zırlaya zırlaya...Yarım bırakmamalıydım.Öfkemin ve ihanetinin arasında kalan aşkım kalmamalıydı bende.Ama ben sustum.Nedenini bilmiyordum o zaman ve halada bilmiyorum.Sıkı bir yönetimin ardından devrilen sevginin şok evresini yaşıyorum.Sonrası üzülmek ve unutmak...Tıpkı ne yapacağını şaşıran devletler gibi,tıpkı ölen bedenler gibi,tıpkı biz gibi.İşte.bitmez dediğim sevgimden arta kalan bunlar.
Bu yüzden içimdekileri yazmıyorum..Konuşmuyorum...Susuyorum.Kirletilmiş ayrılıklardan gebe kalmamak için.Susuyorum.
Kendimi büyük bir şehirle giydirip vagona atlıyorum...Bavulum yok...İçimdekini sakatlıyor elimdeki konyağım.Varacağım yer belli değil.Gizlisi saklısı ayıbı mayıbı olmuyor büyük şehirlerin küçük sokaklarında...Bu yüzden bütün üstümü soyuyorum gözleri önünde.Gözlerim kalıyor bir tek geriye.Ayıp bedenimde kalıyor sadece...
Elif günal1 kasım 2007 günlerden perşembe
"Babam Ölürken Namazlarını Bozmadılar, Bu Nasıl İnsanlık?"
Namaz kılarken fenalaşarak yere yığılan, cemaatin namaz bittikten sonra müdahale etmesi sonucunda yaşamını yitiren Hilmi Gürsoy’un oğlu “Bu ölüm çok zoruma gitti. Bu nasıl insanlık? İslam dininde böyle bir şey yok” diye tepki gösterdi.Önceki gün (27 Ocak) öğle namazını kıldığı camide fenalaşarak yere yığılan ve cemaatin namazı kılmaya devam etmesi yüzünden göz göre göre yaşamını yitiren 70 yaşındaki Halil Gürsoy, toprağa verildi. Taşmağazalar semtindeki Şafiler Camii'nde önceki gün öğle namazı esnasında meydana gelen olayda yaşamını yitiren yaşlı adamın 37 yaşındaki oğlu Yrd. Doç. Dr. Recep Gürsoy, babasının üçüncü rekatta kalp krizi geçirmesine rağmen, cemaatin namazı bitirmeden müdahale etmemesine, "Namazı bozup müdahale etmiş olsalardı babam kurtarılabilirdi. Bu nasıl insanlık?'' sözleriyle tepki gösterdi. Müftülük soruşturma başlattı
Erzurum Müftülüğü'nün de idari soruşturma başlattığı olay, önceki gün öğle namazı sırasında meydana gelmişti. Öğle namazını kılmak için Şafiler Camii'ne giden Gürsoy, farzın üçüncü rekatı esnasında fenalaşarak yere yığıldı.
Hem cami imamının hem de cemaatin Gürsoy'un yere düştüğünü fark etmesine rağmen namazı bozmadan dördüncü rekatı kılıp, selam vermesinten sonra müdahale edilen Gürsoy, camiye çağrılan 112 acil servis ekiplerinin tüm çabalarına rağmen, kaldırıldığı Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Aziziye Araştırma Hastanesi'nde yaşamını yitirmişti.
2 Şubat 2008 Cumartesi
özgürlüğün tanımı-B.E.Ş
Özgürlük veya hürriyet, Almanca Freiheit, Fransızca liberté, İngilizce liberty, freedom, Latince libertas olarak tanımlanan ve siyasal, toplumsal, felsefi ve gündelik yaşam alanlarında ceşitli anlam boyutlarında kullanılan kavram ya da kategori.
En genel haliyle, özgürlük, bağlı ve bağımlı olmama, dış etkilerden(etkenlerden) bağımsız olma, engellenmemiş ve zorlanmamış olma halini dile getirmektedir. Buna paralel baska bir gündelik tanımı, insanın kendi kararlarını kendi istemine ve düşüncelerine göre belirleyebilmesi, ve kendi seçimlerini kendi iradesiyle yapabilmesi olarak belirir. Burada özgürlük bir irade özgürlüğüdür. Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük'de özgürlük sözcüğünü şöyle tanımlamaktadır:
"1. Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu, serbestî.
2. Her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi durumu, hürriyet.
Siyasal ve toplumsal alanda özgürlük kavramı daha karmaşık ve çok-anlamlı tanımlar ve tartışmalar getirir beraberinde. Felsefianlamda (düzlemde) ise kavram tamamen kuramsal boyutta değerlendirilir ve düşünce tarihinin başlangıcına kadar uzanan bir geçmişe sahip olarak ortaya çıkar. Hemen bütün öğretilerin bir özgürlük tanımlaması ve buna göre bir özgürlük talebi vardır. Aydınlanmacılık ile berber özgürlük, felsefi ve toplumsal bir ilke olarak formüle edilmeye girişildi. Modernizm, başlangıcından itibaren mutlak bir özgürlük talebi ve iddiasi olarak ortaya konulmuştur.
İstenç özgürlüğü, irade özgürlüğü, ifade özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, bireysel özgürlük, toplumsal özgürlük ve benzeri kavram ve kategoriler felsefi Özgürlük nosyonu başlığı altında tartışılıp değerlendirilen ve siyasal içerimleri de olan birkaç önemli kavramdır.
Özgürlük kavramının iki farklı bağlamdaki temel maddeleri:
Özgürlük (felsefe) - felsefî anlamda özgürlük kavramı.
Özgürlük (siyaset) - siyasî anlamda özgürlük kavramı.
Susuz köyde çeşme yapmak gibi
Milli Eğitim Bakanlığı ile Sanko Holding A.Ş. arasında 24 Haziran 2006'da imzalanan protokolla, ülke genelindeki 11 bin 152 devlet okulunda ‘DynEd’ (Dynamic Education) İngilizce Dil Eğitimi verilmesi kararlaştırıldı. Hedef kitle olarak da ilköğretim okullarının 4, 5, 6, 7 ve 8'inci sınıflarda öğrenim gören öğrenciler seçildi. Türk Eğitim-Sen Nevşehir Şube Başkanı Mustafa Uğur, Nevşehir'de uygulama kapsamına alınan iki okulda herhangi bir alt yapı oluşturulmadan programın yaygınlaştırılmaya çalışıldığını, bunun da eğitimde ciddi sıkıntılara neden olduğunu söyledi. Uğur, Milli Eğitim Bakanlığı'nın araştırma yapmamakla eleştirerek şunları söyledi:İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ OLMAYAN OKUL PROGRAMA ALINDI“Pilot olarak seçilen okullarda alt yapının tam olması gerekmektedir. Bunu, uygulama ile ilgili klavuzda bakanlık açıkça ortaya koymuştur. Kılavuzda, ‘Uygulamanın yapılacağı okulun bilgisayar laboratuar sınıfı ve bilgisayar öğretmeni olması, kadrolu olarak İngilizce kadrolu öğretmeni olması gerekir’ gibi kriterler sıralanmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı, uygulama yapılacak okulları seçerken Nevşehir’de bu uygulama klavuzda belirtilen hiçbir koşulu baz almadan okullar belirlemiştir. Pilot okul olarak da Ürgüp İlçesi'ne bağlı Şahinefendi Köyü'ndeki İlköğretim Okulu ile Mustafapaşa Beldesi'ndeki Mustafapaşa İlköğretim Okulu seçilmiştir. Okullarımızı incelemeye aldığımızda, İngilizce öğretmeninin olmadığı, bilgisayar öğretmenini bırakın, bilgisayar sınıfı bile olmadığı gözlemlenmiştir.”SUSUZ KÖYE ÇEŞME YAPMAK GİBİUygulamanın ‘susuz köye çeşme yapmak’ gibi bir şey olduğunu belirten Mustafa Uğur, “Ayrıca pilot okul olarak seçilen okullardaki sınıfların 30-40 öğrenci ile birleştirilmiş sınıf olarak eğitim yaptığı da gözlemlenmiştir. Şimdi buradan yetkililere sesleniyoruz; önceliği olan problemleri bile çözülemeyen bu okullar hangi şartlara göre İngilizce Dil Eğitim Projesi kapsamına alınmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı bu uygulama susuz köye çeşme yapmak gibi komik bir olaydır. Eğitim sistemimiz bu tür çarpık uygulamalarla her geçen gün yara almaktadır. Bunlara derhal bir çözüm bulunulmalıdır” diye konuştu.
Bu idama seyirci kalmayın
İnternetten kadın hakları raporu indirdi, idama mahkum oldu. Gelin bu genci hepberaber kurtaralım.Said Pervez Kambas…Afganistan'da 23 yaşında bir üniversite öğrencisi…Suçu: İnternetten kadın haklarını içeren bir raporu indirip arkadaşlarına dağıtmak…Cezası: İdam ve onaylandı…Kambas şimdi ölümü bekliyor…Ve biz bu duruma isyan ediyoruz. Afganistan'ı çağdışı Taliban rejiminden kurtarmak için dünya seferber olmuştu…Biz de asker gönderdik. Hatta iki kez Kabil'in savunması için orada komutanlığı Türk generalleri yaptı…Türk askerinin orada bulunma amacı BM'nin ve NATO'nun "çağdışı Taliban rejimini yıkıp yerine çağdaş demokrasi"ye geçilmesine yardımcı olmaktı…Bu amaçla Karzai Devlet başkanı oldu. Hatta Dışişleri eski Bakanlarımızdan Hikmet Çetin orada uzun süre NATO özel temsilcisi görevi yaptı…Ama bu olay gösteriyor ki, Taliban rejimi hala orada hakim…Hala kızlar okula gidemiyor. Kadınlar Burkasız sokağa çıkamıyor.Ve son olarak 23 yaşındaki bir genç, kadın haklarını içeren bir raporu internetten indirdiği için idam cezasına çarptırılıyor.Akıl alır gibi değil. Sanki yüzlerce yıl öncesinden ortaçağın "cadı avı" dönemlerinden bir haber gibi…İşte buna isyan ediyoruz…Eğer kadın hakkını savunmak idam cezası gerektiriyorsa, bizim askerimizin orada ne işi var. BM ve NATO orada ne yapıyor…İngiliz The independent Gazetesi 23 yaşındaki üniversite öğrencisinin idam kurtarılması için bir kampanya başlattı. İngiliz Hükümeti'nin müdahalesi için okurlarını imza atmaya çağırdı.Biz de katılıyoruz. Eğer bu idamı durdurabilirsek; büyük bir insanlık suçunu önlemiş olacağız.Eğer sizin de kurtarılacak bir hayatta ufak bir payınız olsun isterseniz aşağıdaki kısa metnin Türkçe ve İngilizcelerini tıklayın…Bu metin, Türk Dışişleri Bakanlığı'na orada askerimiz bulunduğu için Genelkurmay İnternet sitesine ve Birleşmiş Milletlere gidecek…Bir "tık" bir "hayat" kadar yakındır…http://proje.hurriyet.com.tr/mailgonder/afganistan.aspx destek için
Fark etmez kültürü
Fark Etmez Kültürü !!!-Çay mı içersiniz, kahve mi?-FARK ETMEZ.-Kahveniz nasıl olsun? Sade, orta, şekerli?-FARK ETMEZ.-Hangi filme girelim?-FARK ETMEZ.-Bugün ne yapalım?-FARK ETMEZ.-Televizyonda neyi seyretmek isterdiniz?-FARK ETMEZ.Toplumu yavaş mı, hızlı mı pek bilinmeyen bir hızla kaplayan yeni bir kültür var. “FARK ETMEZ” kültürü.İyiyi kötüden, yararlıyı yararsızdan, nitelikliyi niteliksizden ayıran farkları göz ardı eden bir toplumsal umursamazlık.Hiçbir değişimde umut bırakmayan olumsuz örneklerin yarattığı depresif bir karamsarlık mı? Yoksa, kendi gücünden umut kesmiş, bir insan çaresizliği mi? Ya da kendine değer vermeyi öğretmeyen bir kültürün yarattığı bir razı oluş mu?Niteliği ne olursa olsun, bir toplumun geleceğini ipotek altına alan umursuz bir iç döküş gibi, “FARK ETMEZ”Bir sözcüğe dökülmüş bütün bir hayat felsefesini andıran bu kötümser yalıtkanlık dikkatimizi çekmemeli mi?Kişilikli yaşamanın bir “FARK EDİŞ” olduğunu ağzımıza almamalı mıyız?Uygarlığın “ayırtına vararak yaşamak” olduğunu anlamaya çalışmamalı mıyız?“FARK ETMEZ” sözcüğünün arkasına saklanmış sinsi itaati görmezden mi gelmeliyiz?İnsanları “FARK ETMEYE” çağıran irkiltici sözcükleri nasıl bulmalıyız?İnsan zekasının işleyişinin temelinde benzerlikleri ve farklılıkları bulmanın yattığını nasıl anlatmalıyız?Yoksa sonuçta hiçbir şey “FARK ETMEZ”- Seçimi hangi parti kazanmalı?- FARK ETMAZ(mi?)- Yoksa askerler yönetime el mi koysun?- (Gene)FARK ETMAZ(mi?)- Dünyanın gündemi?- Çok okunan kitaplar?- Eğitim sistemi?- Üniversite sınavları?- Trafik sorununun çözümü?FARK ETMEZ mi?Ne yapsan fark etmez mi?Kim olsa fark etmez mi?Kimin dönemi olsa far etmez mi?Ne olsa FARKET MEZ Mİ?En büyük yanlış bu “FARK ETMEZ” kültürüdür. En büyüğünden en küçüğüne kadar her şey “FARK EDER”.Çay mı, kahve mi istediğini mutlaka söylemelisinizKahveyi nasıl istediğinizi söylemelisiniz.Kahve istediğiniz gibi gelmemişse, içmeyip geri göndermeyi bilmelisiniz.Asla istemediğiniz bir şeye” evet” dememeyi öğrenmelisiniz.“Hayır” demeği gerektiği zaman, çekinmeden söylemelisiniz.Kişiliğinizi açıklamanız gerekiyor.Kişiliğimizi, başkasının onayına gerek duymadan açıklamanız gerekiyor.Sizi yönetenlere kızmayın. Onlara “FARK ETMEZ” dediğiniz için kendinize kızmanız gerekiyor.Başınıza gelenleri eleştirmeyin. Olan bitene “FARK ETMEZ” diye baktığınız için kendinizi eleştirin.Artık her şey, her zaman sizin için “FARK ETSİN”.Yoksa sizin için verilecek yargı da odur.
”FARK ETMEZ”.ERDAL ATABEK,20 Nisan 1998 Cumhuriyet Gazetesi’nden
2007 de neler yaşanmıştı
2007 yılında olanları bianet aracı ile incelendi.Erol ÖNDEROĞLU'un haberi:
http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/104186/bia-2007-medya-gozlem-raporu-tam-metin
Elif Günal
Canım sıkılıyor.İçinde nelervar neler yok diye dergiyi açıyorum.Gözüm İn-Out köşesine ilişiyor.Bir bakıyorum ki İn-Out olma sırası dizilerede gelmişEski Türk Eseri konulu diziler outmuş ,diğer dizilerin ise out olma kısmı çoktan geçmiş.,in olmuş.Çok değil 7 sene önceki dizi kuşakları aklımı çeliyor.Konu konu ayıramayacağımız kadar az sayıları vardı.Kürk gibi modası bir gelip bir geçmezdi.Dergi yüzü görmezdi İn-Out köşlerinde.Daha çok eleştiri-değerlendirme bölümünde yer alırdı.Lakin dergiye yeterdi o kadarı.Şimdi ise her bir dizieye yorum katsak ek bir ilave çıkartmamız lazım ki.Durun bir dakika bu zaten var.Eee hal böyle oluncada ister istemez kıyaslama yapıyor insan.Sayısı azaldıkça zenginleşen oyuncu kadrosu ve değişik kurgulanmış senaryolar İn-Out köşesinden daha fazla zevk veriri,bak onu biliyorum.Sonra 7 sene sonrasına dönüyorum.Günümüze.
Madem şimdi bu furya var .Çoğaldı böylesiye.Bu kuralları değiştirmek yerine bunun nednine nasılına yöneyilim diyorum.Belki böylece seçili bir payda çıkarırım diyereklten.Ama gelin görünki bundada göreceksiniz başa döndürtüyor beni.Okuyun görün.Soruma niye İn-Out diye başlıyorum.Sorumun arkasından hemen cevabıda yapıştırıveriyorum,hazırlıklı bir öğrenci gibi.Pek bilir ve hevesli.Çünkü;Eski Türk Yapıtı kelimesi,Reşat Nuri Güntekin,Halide Edip Adıvar isimlerinin izleyici kitlesine daha aklam makul geliyor.
Ortalığa saçılmış bir sektörün içinde üstat ve eski kelimesine koltuklarının arasından sığınıyorlar.Nedeni olsa olsa budur diyorum.
Out dizileri şöyle bir sıralıyım.Dudaktan Kalbe,Yaprak Dökümü birde out köşesine Eski Türk Eseri olma etiketiyle şimdiden girecek olan Sinekli Bakkal.
İn Dizileri şöyle sıralıyım.Bin Bir Gece,Boşanmak İstemiyorum,Sevgili Dünürüm,Elveda Derken,Vazgeç Gönül,Hatırla sevgili,Arka Sıradakiler.....Uzaıp gidiyor liste sayısını 100'e vardırtıncaya kadar.Yeni geleek diziler hariç.Nedendir bilmem ama şüphe götürmeyen bir gerçek yeni gelen dizilerinde abileri ve ablalarının ikizi olarak televizyonun rahmine düşeceği.Üstelik yeni çağın bilmiş çocukları.Benim gibi ''Ne oluyoruz abi?''diyenlere de cevap veriyorlar.Önyargılı olma diye.Nafile.Yağmurlu bir günde kız onu rahatsız eden komşu oğluna balkondan su atıyor.
Belirtmem lazım gelir ki içlerinden sıyrılıp kendini belli edende yok değil.Var.Ama bunlar da 7 sene öncesi gibi parmakla sayılıyor.Matematik de bizi üzmeye hiç gerek görmüyorlar.Karnemiz hep iyi geliyor.Gelgelelim İN dizi problemlerini çözmeye kalkarsak hesap makinesiyle iş görürü vaziyet aldık.Eee sınıf atladı sektör,bizi de atlattılar.
Her şeyin birden bire arttığı zamanlarda olmuştur.Nüfus patlaması,atom patlaması gibi.Buda olsa olsa televizyon patlamasıdır diyorum.Nerden mi anlıyorum?Artık reyting ibresi koltuklarda uyuya kalan göbekli insanları gösteriyor da ondan.Madem bunun adına Televizyon patlaması diyoruz.Her patlama sonrası görülen zararda fizik dersinden öğrendiğimiz bir gerçek.Şimdilik patlama anındayız.Siz duymadınız mı?Hadi canım mutlaka duymuşsunuzdur.Kulak aşinalığınız olmuştur hiç yoktan.Kuru kuruya kalmak olmaz iletişim faşistliği yüzyılında.Bülent Ersoy'un gülüşünü,bir annenin yatak ücretini,ayrılmakta olan bir sevgilinin fondaki müziğini,bir mafyanın ölüm emrini,aşkımlı babişkolu sakızdan yapışma sözleri sahi duymadınız mı?
Peki iletişim faşistliği yüzyılı diyorum da bu iktidarın içinde niye sadece diziler var?Yok yok olamaz .Ayıp oluyor panellere,açık oturumlara,sohbetlere.Acaba onlar nerede?Cevabı arkadan bir ses veriyor.Sahibi annem.Bu yüzden daha gerçekçi klişe olmamış bir şey duyuyorum.Ben heralde yok onlar diye bir cümleyle başlayacakken.Annem onlar gece vakti diyor.Bir tüh atıyorum orda.Dizlerden edindiğim bir sonraki sahneyi tutturma kabiliyeti kendi hayatımda noksan kalıyor.Kim ne yazmış ,en son çıkan şarkı,kültür söyleyişisi,ülke sorunları ise geceleyin masaya yatırılıyor.Out dizi İn ülke insanlara ninni oluyor.Vatandaş uyuyor!!!!!
Çıktık açık alınla
Bir avuç düşünceydi basta paylaştıkça çoğaltık gordukki bizim gibi düşünenlerde varmış olmayada devam etti. Öleyse düşünmeye devam edelim sokratesin var olma nedenine dogru gittik;düşünüyor isek vardık öleyse var olalım.Bu olusumu tanıtmaya calısyoruz artık 3 ogrencı olmamız ve maddı ımkansızlıklar nedeyle blog acmaya karar verdık.Üçümüsde bir işin elindek tutucas umarısski beğenirsiniz.
Bize yardımcı olmak isterseniz:
Tolga Kayasu(haber yönetmeni-kurucu)
Baha Emir Şahin(editör-kurucu)
Elif Günal(Yazı işleri yönetmeni)
infodusunce@yahoo.com
infodusunce@gmail.com




