Özgürlük veya hürriyet, Almanca Freiheit, Fransızca liberté, İngilizce liberty, freedom, Latince libertas olarak tanımlanan ve siyasal, toplumsal, felsefi ve gündelik yaşam alanlarında ceşitli anlam boyutlarında kullanılan kavram ya da kategori.
En genel haliyle, özgürlük, bağlı ve bağımlı olmama, dış etkilerden(etkenlerden) bağımsız olma, engellenmemiş ve zorlanmamış olma halini dile getirmektedir. Buna paralel baska bir gündelik tanımı, insanın kendi kararlarını kendi istemine ve düşüncelerine göre belirleyebilmesi, ve kendi seçimlerini kendi iradesiyle yapabilmesi olarak belirir. Burada özgürlük bir irade özgürlüğüdür. Türk Dil Kurumu, Güncel Türkçe Sözlük'de özgürlük sözcüğünü şöyle tanımlamaktadır:
"1. Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu, serbestî.
2. Her türlü dış etkiden bağımsız olarak insanın kendi iradesine, kendi düşüncesine dayanarak karar vermesi durumu, hürriyet.
Siyasal ve toplumsal alanda özgürlük kavramı daha karmaşık ve çok-anlamlı tanımlar ve tartışmalar getirir beraberinde. Felsefianlamda (düzlemde) ise kavram tamamen kuramsal boyutta değerlendirilir ve düşünce tarihinin başlangıcına kadar uzanan bir geçmişe sahip olarak ortaya çıkar. Hemen bütün öğretilerin bir özgürlük tanımlaması ve buna göre bir özgürlük talebi vardır. Aydınlanmacılık ile berber özgürlük, felsefi ve toplumsal bir ilke olarak formüle edilmeye girişildi. Modernizm, başlangıcından itibaren mutlak bir özgürlük talebi ve iddiasi olarak ortaya konulmuştur.
İstenç özgürlüğü, irade özgürlüğü, ifade özgürlüğü, düşünce özgürlüğü, bireysel özgürlük, toplumsal özgürlük ve benzeri kavram ve kategoriler felsefi Özgürlük nosyonu başlığı altında tartışılıp değerlendirilen ve siyasal içerimleri de olan birkaç önemli kavramdır.
Özgürlük kavramının iki farklı bağlamdaki temel maddeleri:
Özgürlük (felsefe) - felsefî anlamda özgürlük kavramı.
Özgürlük (siyaset) - siyasî anlamda özgürlük kavramı.
2 Şubat 2008 Cumartesi
özgürlüğün tanımı-B.E.Ş
Susuz köyde çeşme yapmak gibi
Milli Eğitim Bakanlığı ile Sanko Holding A.Ş. arasında 24 Haziran 2006'da imzalanan protokolla, ülke genelindeki 11 bin 152 devlet okulunda ‘DynEd’ (Dynamic Education) İngilizce Dil Eğitimi verilmesi kararlaştırıldı. Hedef kitle olarak da ilköğretim okullarının 4, 5, 6, 7 ve 8'inci sınıflarda öğrenim gören öğrenciler seçildi. Türk Eğitim-Sen Nevşehir Şube Başkanı Mustafa Uğur, Nevşehir'de uygulama kapsamına alınan iki okulda herhangi bir alt yapı oluşturulmadan programın yaygınlaştırılmaya çalışıldığını, bunun da eğitimde ciddi sıkıntılara neden olduğunu söyledi. Uğur, Milli Eğitim Bakanlığı'nın araştırma yapmamakla eleştirerek şunları söyledi:İNGİLİZCE ÖĞRETMENİ OLMAYAN OKUL PROGRAMA ALINDI“Pilot olarak seçilen okullarda alt yapının tam olması gerekmektedir. Bunu, uygulama ile ilgili klavuzda bakanlık açıkça ortaya koymuştur. Kılavuzda, ‘Uygulamanın yapılacağı okulun bilgisayar laboratuar sınıfı ve bilgisayar öğretmeni olması, kadrolu olarak İngilizce kadrolu öğretmeni olması gerekir’ gibi kriterler sıralanmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı, uygulama yapılacak okulları seçerken Nevşehir’de bu uygulama klavuzda belirtilen hiçbir koşulu baz almadan okullar belirlemiştir. Pilot okul olarak da Ürgüp İlçesi'ne bağlı Şahinefendi Köyü'ndeki İlköğretim Okulu ile Mustafapaşa Beldesi'ndeki Mustafapaşa İlköğretim Okulu seçilmiştir. Okullarımızı incelemeye aldığımızda, İngilizce öğretmeninin olmadığı, bilgisayar öğretmenini bırakın, bilgisayar sınıfı bile olmadığı gözlemlenmiştir.”SUSUZ KÖYE ÇEŞME YAPMAK GİBİUygulamanın ‘susuz köye çeşme yapmak’ gibi bir şey olduğunu belirten Mustafa Uğur, “Ayrıca pilot okul olarak seçilen okullardaki sınıfların 30-40 öğrenci ile birleştirilmiş sınıf olarak eğitim yaptığı da gözlemlenmiştir. Şimdi buradan yetkililere sesleniyoruz; önceliği olan problemleri bile çözülemeyen bu okullar hangi şartlara göre İngilizce Dil Eğitim Projesi kapsamına alınmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı bu uygulama susuz köye çeşme yapmak gibi komik bir olaydır. Eğitim sistemimiz bu tür çarpık uygulamalarla her geçen gün yara almaktadır. Bunlara derhal bir çözüm bulunulmalıdır” diye konuştu.
Bu idama seyirci kalmayın
İnternetten kadın hakları raporu indirdi, idama mahkum oldu. Gelin bu genci hepberaber kurtaralım.Said Pervez Kambas…Afganistan'da 23 yaşında bir üniversite öğrencisi…Suçu: İnternetten kadın haklarını içeren bir raporu indirip arkadaşlarına dağıtmak…Cezası: İdam ve onaylandı…Kambas şimdi ölümü bekliyor…Ve biz bu duruma isyan ediyoruz. Afganistan'ı çağdışı Taliban rejiminden kurtarmak için dünya seferber olmuştu…Biz de asker gönderdik. Hatta iki kez Kabil'in savunması için orada komutanlığı Türk generalleri yaptı…Türk askerinin orada bulunma amacı BM'nin ve NATO'nun "çağdışı Taliban rejimini yıkıp yerine çağdaş demokrasi"ye geçilmesine yardımcı olmaktı…Bu amaçla Karzai Devlet başkanı oldu. Hatta Dışişleri eski Bakanlarımızdan Hikmet Çetin orada uzun süre NATO özel temsilcisi görevi yaptı…Ama bu olay gösteriyor ki, Taliban rejimi hala orada hakim…Hala kızlar okula gidemiyor. Kadınlar Burkasız sokağa çıkamıyor.Ve son olarak 23 yaşındaki bir genç, kadın haklarını içeren bir raporu internetten indirdiği için idam cezasına çarptırılıyor.Akıl alır gibi değil. Sanki yüzlerce yıl öncesinden ortaçağın "cadı avı" dönemlerinden bir haber gibi…İşte buna isyan ediyoruz…Eğer kadın hakkını savunmak idam cezası gerektiriyorsa, bizim askerimizin orada ne işi var. BM ve NATO orada ne yapıyor…İngiliz The independent Gazetesi 23 yaşındaki üniversite öğrencisinin idam kurtarılması için bir kampanya başlattı. İngiliz Hükümeti'nin müdahalesi için okurlarını imza atmaya çağırdı.Biz de katılıyoruz. Eğer bu idamı durdurabilirsek; büyük bir insanlık suçunu önlemiş olacağız.Eğer sizin de kurtarılacak bir hayatta ufak bir payınız olsun isterseniz aşağıdaki kısa metnin Türkçe ve İngilizcelerini tıklayın…Bu metin, Türk Dışişleri Bakanlığı'na orada askerimiz bulunduğu için Genelkurmay İnternet sitesine ve Birleşmiş Milletlere gidecek…Bir "tık" bir "hayat" kadar yakındır…http://proje.hurriyet.com.tr/mailgonder/afganistan.aspx destek için
Fark etmez kültürü
Fark Etmez Kültürü !!!-Çay mı içersiniz, kahve mi?-FARK ETMEZ.-Kahveniz nasıl olsun? Sade, orta, şekerli?-FARK ETMEZ.-Hangi filme girelim?-FARK ETMEZ.-Bugün ne yapalım?-FARK ETMEZ.-Televizyonda neyi seyretmek isterdiniz?-FARK ETMEZ.Toplumu yavaş mı, hızlı mı pek bilinmeyen bir hızla kaplayan yeni bir kültür var. “FARK ETMEZ” kültürü.İyiyi kötüden, yararlıyı yararsızdan, nitelikliyi niteliksizden ayıran farkları göz ardı eden bir toplumsal umursamazlık.Hiçbir değişimde umut bırakmayan olumsuz örneklerin yarattığı depresif bir karamsarlık mı? Yoksa, kendi gücünden umut kesmiş, bir insan çaresizliği mi? Ya da kendine değer vermeyi öğretmeyen bir kültürün yarattığı bir razı oluş mu?Niteliği ne olursa olsun, bir toplumun geleceğini ipotek altına alan umursuz bir iç döküş gibi, “FARK ETMEZ”Bir sözcüğe dökülmüş bütün bir hayat felsefesini andıran bu kötümser yalıtkanlık dikkatimizi çekmemeli mi?Kişilikli yaşamanın bir “FARK EDİŞ” olduğunu ağzımıza almamalı mıyız?Uygarlığın “ayırtına vararak yaşamak” olduğunu anlamaya çalışmamalı mıyız?“FARK ETMEZ” sözcüğünün arkasına saklanmış sinsi itaati görmezden mi gelmeliyiz?İnsanları “FARK ETMEYE” çağıran irkiltici sözcükleri nasıl bulmalıyız?İnsan zekasının işleyişinin temelinde benzerlikleri ve farklılıkları bulmanın yattığını nasıl anlatmalıyız?Yoksa sonuçta hiçbir şey “FARK ETMEZ”- Seçimi hangi parti kazanmalı?- FARK ETMAZ(mi?)- Yoksa askerler yönetime el mi koysun?- (Gene)FARK ETMAZ(mi?)- Dünyanın gündemi?- Çok okunan kitaplar?- Eğitim sistemi?- Üniversite sınavları?- Trafik sorununun çözümü?FARK ETMEZ mi?Ne yapsan fark etmez mi?Kim olsa fark etmez mi?Kimin dönemi olsa far etmez mi?Ne olsa FARKET MEZ Mİ?En büyük yanlış bu “FARK ETMEZ” kültürüdür. En büyüğünden en küçüğüne kadar her şey “FARK EDER”.Çay mı, kahve mi istediğini mutlaka söylemelisinizKahveyi nasıl istediğinizi söylemelisiniz.Kahve istediğiniz gibi gelmemişse, içmeyip geri göndermeyi bilmelisiniz.Asla istemediğiniz bir şeye” evet” dememeyi öğrenmelisiniz.“Hayır” demeği gerektiği zaman, çekinmeden söylemelisiniz.Kişiliğinizi açıklamanız gerekiyor.Kişiliğimizi, başkasının onayına gerek duymadan açıklamanız gerekiyor.Sizi yönetenlere kızmayın. Onlara “FARK ETMEZ” dediğiniz için kendinize kızmanız gerekiyor.Başınıza gelenleri eleştirmeyin. Olan bitene “FARK ETMEZ” diye baktığınız için kendinizi eleştirin.Artık her şey, her zaman sizin için “FARK ETSİN”.Yoksa sizin için verilecek yargı da odur.
”FARK ETMEZ”.ERDAL ATABEK,20 Nisan 1998 Cumhuriyet Gazetesi’nden
2007 de neler yaşanmıştı
2007 yılında olanları bianet aracı ile incelendi.Erol ÖNDEROĞLU'un haberi:
http://www.bianet.org/bianet/kategori/bianet/104186/bia-2007-medya-gozlem-raporu-tam-metin
Elif Günal
Canım sıkılıyor.İçinde nelervar neler yok diye dergiyi açıyorum.Gözüm İn-Out köşesine ilişiyor.Bir bakıyorum ki İn-Out olma sırası dizilerede gelmişEski Türk Eseri konulu diziler outmuş ,diğer dizilerin ise out olma kısmı çoktan geçmiş.,in olmuş.Çok değil 7 sene önceki dizi kuşakları aklımı çeliyor.Konu konu ayıramayacağımız kadar az sayıları vardı.Kürk gibi modası bir gelip bir geçmezdi.Dergi yüzü görmezdi İn-Out köşlerinde.Daha çok eleştiri-değerlendirme bölümünde yer alırdı.Lakin dergiye yeterdi o kadarı.Şimdi ise her bir dizieye yorum katsak ek bir ilave çıkartmamız lazım ki.Durun bir dakika bu zaten var.Eee hal böyle oluncada ister istemez kıyaslama yapıyor insan.Sayısı azaldıkça zenginleşen oyuncu kadrosu ve değişik kurgulanmış senaryolar İn-Out köşesinden daha fazla zevk veriri,bak onu biliyorum.Sonra 7 sene sonrasına dönüyorum.Günümüze.
Madem şimdi bu furya var .Çoğaldı böylesiye.Bu kuralları değiştirmek yerine bunun nednine nasılına yöneyilim diyorum.Belki böylece seçili bir payda çıkarırım diyereklten.Ama gelin görünki bundada göreceksiniz başa döndürtüyor beni.Okuyun görün.Soruma niye İn-Out diye başlıyorum.Sorumun arkasından hemen cevabıda yapıştırıveriyorum,hazırlıklı bir öğrenci gibi.Pek bilir ve hevesli.Çünkü;Eski Türk Yapıtı kelimesi,Reşat Nuri Güntekin,Halide Edip Adıvar isimlerinin izleyici kitlesine daha aklam makul geliyor.
Ortalığa saçılmış bir sektörün içinde üstat ve eski kelimesine koltuklarının arasından sığınıyorlar.Nedeni olsa olsa budur diyorum.
Out dizileri şöyle bir sıralıyım.Dudaktan Kalbe,Yaprak Dökümü birde out köşesine Eski Türk Eseri olma etiketiyle şimdiden girecek olan Sinekli Bakkal.
İn Dizileri şöyle sıralıyım.Bin Bir Gece,Boşanmak İstemiyorum,Sevgili Dünürüm,Elveda Derken,Vazgeç Gönül,Hatırla sevgili,Arka Sıradakiler.....Uzaıp gidiyor liste sayısını 100'e vardırtıncaya kadar.Yeni geleek diziler hariç.Nedendir bilmem ama şüphe götürmeyen bir gerçek yeni gelen dizilerinde abileri ve ablalarının ikizi olarak televizyonun rahmine düşeceği.Üstelik yeni çağın bilmiş çocukları.Benim gibi ''Ne oluyoruz abi?''diyenlere de cevap veriyorlar.Önyargılı olma diye.Nafile.Yağmurlu bir günde kız onu rahatsız eden komşu oğluna balkondan su atıyor.
Belirtmem lazım gelir ki içlerinden sıyrılıp kendini belli edende yok değil.Var.Ama bunlar da 7 sene öncesi gibi parmakla sayılıyor.Matematik de bizi üzmeye hiç gerek görmüyorlar.Karnemiz hep iyi geliyor.Gelgelelim İN dizi problemlerini çözmeye kalkarsak hesap makinesiyle iş görürü vaziyet aldık.Eee sınıf atladı sektör,bizi de atlattılar.
Her şeyin birden bire arttığı zamanlarda olmuştur.Nüfus patlaması,atom patlaması gibi.Buda olsa olsa televizyon patlamasıdır diyorum.Nerden mi anlıyorum?Artık reyting ibresi koltuklarda uyuya kalan göbekli insanları gösteriyor da ondan.Madem bunun adına Televizyon patlaması diyoruz.Her patlama sonrası görülen zararda fizik dersinden öğrendiğimiz bir gerçek.Şimdilik patlama anındayız.Siz duymadınız mı?Hadi canım mutlaka duymuşsunuzdur.Kulak aşinalığınız olmuştur hiç yoktan.Kuru kuruya kalmak olmaz iletişim faşistliği yüzyılında.Bülent Ersoy'un gülüşünü,bir annenin yatak ücretini,ayrılmakta olan bir sevgilinin fondaki müziğini,bir mafyanın ölüm emrini,aşkımlı babişkolu sakızdan yapışma sözleri sahi duymadınız mı?
Peki iletişim faşistliği yüzyılı diyorum da bu iktidarın içinde niye sadece diziler var?Yok yok olamaz .Ayıp oluyor panellere,açık oturumlara,sohbetlere.Acaba onlar nerede?Cevabı arkadan bir ses veriyor.Sahibi annem.Bu yüzden daha gerçekçi klişe olmamış bir şey duyuyorum.Ben heralde yok onlar diye bir cümleyle başlayacakken.Annem onlar gece vakti diyor.Bir tüh atıyorum orda.Dizlerden edindiğim bir sonraki sahneyi tutturma kabiliyeti kendi hayatımda noksan kalıyor.Kim ne yazmış ,en son çıkan şarkı,kültür söyleyişisi,ülke sorunları ise geceleyin masaya yatırılıyor.Out dizi İn ülke insanlara ninni oluyor.Vatandaş uyuyor!!!!!
Çıktık açık alınla
Bir avuç düşünceydi basta paylaştıkça çoğaltık gordukki bizim gibi düşünenlerde varmış olmayada devam etti. Öleyse düşünmeye devam edelim sokratesin var olma nedenine dogru gittik;düşünüyor isek vardık öleyse var olalım.Bu olusumu tanıtmaya calısyoruz artık 3 ogrencı olmamız ve maddı ımkansızlıklar nedeyle blog acmaya karar verdık.Üçümüsde bir işin elindek tutucas umarısski beğenirsiniz.
Bize yardımcı olmak isterseniz:
Tolga Kayasu(haber yönetmeni-kurucu)
Baha Emir Şahin(editör-kurucu)
Elif Günal(Yazı işleri yönetmeni)
infodusunce@yahoo.com
infodusunce@gmail.com